3 Genç Martının Günlüğü

Pazar, Aralık 31, 2006

Yeni ve Umutlu Bir Yıl

Geriye dönüp bakınca, daha da dolu geçmiş bir yıl var, öncekilere göre. Sihirli aynaların görüntüleriyle dolu, yeni, yepyeni tat ve kokularla, insanlarla dolu bir yıl var geride artık. Sanki hep baharda gibi, hep de baharı müjdelermişcesine umutlu ve sıcak geçen bir süreçti.
Politikada, ekonomide, sosyal hayatta fazla bir değişiklik belki olmadı gibi görülüyor şimdi bakınca. Belki sadece, insanların sınırları daha belirginleşmeye, kavgalar derinleşmeye, fikir ayrılıkları uçurumlara benzemeye başladı; fakat gene de sevgi-saygı ölmemiş. Umarım, önümüzdeki seçimlerle dolu yılda da aynı sevgi-saygı ölümsüzlüğü sürer. Rejim karşıtlarının maskesinin düştüğünü, herkes fark edebilir; rejim karşıtları bile.

Amerikan karşıtlığının en simgesel isimlerinden birinin öldürülmesiyle son bulan 2006 yılında, anlamak gereken şu ki; insan ne olursa olsun, bir katil devletin, ABD’nin eline düşmemeli. Saddam Hüseyin’in suçsuz olduğunu söylemek değil amacım: aksine, suçludur. Ama onu, bu kadar adalet dışı, hatta mahkeme görüntüsünden uzakta bir ‘ulak’ mahkemede yargılatanların yargı süreci ne zaman başlayacak? merakım ve isyanım bu konuda.
Umarım gerçeklerin daha rahat görülebileceği bir yıl başlayacak gece 00:00’dan sonra. Tüm dünya insanlarının, biraz daha az bencil olduğu; Afrika’daki açlığa çözüm olsun diye, kişisel harcamalarını birazcık kısıp, onlara yardım edeceği; eğitim seferberlikleriyle herkesin eğitime kavuşacağı; her kavgada uzlaşmanın sağlanacağı; küresel ısınmaya bir çare bulunarak, dünyanın sular altında kalmasına izin verilmeyeceği; ABD’nin artık Kyoto Protokolü’ne imza atacağı; Birinci Dünya Ülkeleri’nin diğerlerini sömürmekten vazgeçeceği ve dünya üzerinde muhalif ve eleştirel olmanın, aslında toplum yaşantısı için iyi bir şey olduğunu anlayacak insanlarla konuşulabilecek bir yıl olur.
Barışla, sevgiyle, saygıyla ve hoşgörüyle dolu bir yıl olsun hepimize…
İslam aleminin Kurban Bayramı da mübarek olsun. Sağlık ve mutluluk hep sizlerle olur umarım!


m.b. – 31.12.2006 16.38

Perşembe, Kasım 09, 2006

Rakı-Cıgara-Selanik

Yeni kurulan Meclis'in en sıkıntılı günlerinde, "Kocatepe'den Afyon'a kayan bir yıldız gibi atlamaya" hazırken, Cumhuriyet'i ilan ettiğinde, siroz olduğunu öğrendiğinde... hepsinde güçlüydü, dimdik durdu ayakta. Sadece kendisini taşımadı; bir milleti de sırtladı o güç anlarda Mustafa Kemal. “Bir kurda benzeyen mavi gözleri” iyi ki görmedi şu anki halini kurduğu eserinin…
Ardında bıraktıklarına baktığında ne görecekti sizce? Devletin kurucusunun fotoğrafları, devlet dairelerinin duvarlarından teker teker kaldırılıp atılırken, rejimin ayaklarını oluşturan ilkeleri birer birer çiğnenirken, yok edilirken, sadece limanların, tersanelerin değil, telefon hatlarının, petro-kimya fabrikalarının, tek tek tüm özgürlük teminatlarımızın satılıp yağmalandığını görse, sizce ne dilerdi Mustafa Kemal? Bu Türkiye’yi gören gözlerinin kör olmasını mı, eserine sahip çıkamayan bizlerin onun soydaşlarımız olmamasını mı, yoksa “Ey Türk gençliği”nin biz olmamamızı mı?
Savarona’sında geçen güzel günlerini, rakısını, cıgarasını ve bir de Selanik’i özleyen Atam’a…


m.b. 10.11.2006 – 00:05

Cumartesi, Ekim 28, 2006

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

Düşünme vakti şimdi...
Aklımızı başımıza alıp, doğru düzgün düşünme, doğruyu-yanlışı, tehdidi-yararı kavramamız lazım. 83 yıllık bir mirasın anlamı neymiş idrak etmemiz, "Ne yapabilirim? Ne yapabiliriz?" diye düşünmemiz lazım.
Tehdit giderek büyürken, Cumhuriyet'i nasıl koruyacağız? Rejimi, Mustafa Kemal'in ilkelerini nasıl koruyacağız?
Karar vermemiz lazım artık; yaşamaya, Dünya üzerinde var olmaya devam mı edeceğiz, yoksa un ufak olup, elimizdeki her şeyi hatta benliklerimizi bile kayıp mı edeceğiz?
Bayramımızı kutlamaya daha ne kadar devam edeceğiz?

m.b. 28.10.2006

Cuma, Ekim 27, 2006

Ne de güzel oldu bu

Şimdi çift taraftan yazıyoruz.
Bizim disconnectus erectus, bir de farklı yolla devam da hayata.